Kötü Tohum – William March

Özgün İsmi: The Bad Seed
İngilizce Aslından Çeviren: Burcu Denizci
Düzelti: Buse Olçay
Editör: Alican Saygı Ortanca
Kapak ve İç Tasarım: Hamdi Akçay
Sayfa Sayısı: 214
ISBN: 978-625-92642-3-3

Kötü Tohum
William March

Kör Nokta #1

“Üst düzey bir edebi başarı.” New York Times

Genetik miras, görgü kuralları ve talihsiz oyun arkadaşları üzerine son derece terbiyeli bir dehşet öyküsü.

Sekiz yaşındaki Rhoda Penmark örnek bir çocuktur: temiz, saygılı, ölçülü. Annesi Christine için kusursuz çalışan küçük bir saat gibidir. Büyüklerin sözünü kesmez, reverans yapmayı bilir, takdirleri hak ettiğine inanır.

Bu yüzden sınıf arkadaşı Claude’un okul pikniğinde iskeleden düşüp boğulması, evde uzun süren bir keder yaratmaz. Olsa olsa, yanlış kişiye verilmiş bir madalyanın telafisidir. Rhoda’nın evinde iştahla yemeğini yemesi de kimseyi şaşırtmamalıdır haliyle.

Ama apartman görevlisi Leroy’un, Rhoda’nın acımasızlığına dair imaları ve Christine’in karanlık geçmişine dair anıları, kusursuz görünen küçük kızın zihninin, aslında başka türlü işlediğine dair soru işaretlerine sebep olur.

Her çocuk masum doğmaz. Rhoda Penmark da, istediği küçük parlak şeylere ulaşmak için önüne çıkan engelleri kaldırırken, masumiyetin ne kadar keskin bir silah olabileceğini son derece nazik biçimde gösterecektir.

William March (1894–1954) Amerikalı romancı ve öykücü. I. Dünya Savaşı sırasında Deniz Piyadeleri’nde görev yaptı; Üstün Hizmet, Donanma Kahramanlık ve Croix de Guerre nişanlarıyla onurlandırıldı. İlk romanı Company K, büyük ölçüde cephede yaşadıklarına dayanır. Öykü alanında üretken bir kalem olan March, dört kez O. Henry Ödülü’ne layık görüldü. Kötü Tohum yayımlandığı anda hem eleştirmenlerden hem de okurlardan büyük ilgi gördü; Oscar adayı bir filme ve Tony kazanan bir Broadway oyununa uyarlandı. Ne yazık ki March, kitabın yayımlanmasından yalnızca birkaç hafta sonra geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

William March, Kötü Tohum’u kaleme aldığında bir alttür şaheseri yarattığının farkında mıydı bilinmez fakat “kötücül çocuk” arketipi için öyle bir çıta koydu ki Bradbury ve King gibi bu yolun müdavimi yazarların yanına yazdırdı adını. Belki dünyayı değiştirmedi ama edebiyatın derinlerinde bir dip akıntısı yarattığı şüphesiz.

Masumiyetin pembe yanaklı maskesini tek hamlede düşüren, kötülüğün genetik kodlarıyla oynayan bir roman bu. İnsan özünde iyidir tesellisine sırtını dönen saf bir dehşet. Kötülük bazen sadece var olduğu için oradadır; bu kitap da sadece varlığıyla bile bir Kör Nokta klasiği.