
Özgün İsmi: They Shoot Horses, Don’t They?
İngilizce Aslından Çeviren: Emirhan Burak Aydın
Düzelti: Alican Saygı Ortanca
Editör: Tuğçe Nida Gökırmak
Kapak ve İç Tasarım: Hamdi Akçay
Sayfa Sayısı: 119
ISBN: 978-625-92642-4-0
Atları Da Vururlar
Horace McCoy
Kör Nokta #2
“Amerika’daki ilk varoluşsal roman.” Simone de Beauvoir
Sahte umutlar ve insanın sömürüsüne dair nefes kesici bir klasik.
Robert ve Gloria, Hollywood sokaklarında keşfedilmeyi bekleyen binlerce hayalperestten sadece ikisidir. Hayatlarını değiştirecek şansı yakalamak umuduyla, haftalarca sürecek, muhteşem ödüllü bir dans maratonunun parkesine adım atarlar.
Ancak müziğin ve sahte gülümsemelerin altında, ölümüne bir dans yarışması yatmaktadır. Spot ışıklarının aydınlattığı pist; tabanları kanayan, uykusuzluktan sanrılar gören ve ayakta kalabilmek için kenetlenmiş insanlardan oluşan modern bir gladyatör arenasıdır âdeta.
Günler geçtikçe, Gloria’nın öfkesi ve maratonu yönetenlerin acımasızlıkları, insanın hayatta kalma güdüsünün en kirli yüzünü açığa çıkarır. Zihinler bulandıkça, bu baskı ortamı patlamaya hazır bir şiddetin habercisine dönüşür.
Her kurtuluş umudu mutlu sona varmaz. Horace McCoy da bu devrimci metninde, Amerikan Rüyası’nın maskesini paramparça ediyor ve okuru, merhamet ile cinayet arasındaki karanlık çizgide taraf tutmaya zorluyor.
“Hayatta yeni bir tecrübe yok. Daha önce hiç yaşanmadığını düşündüğünüz bir şey başınıza gelmiş olabilir, böylesi yoktur dediğiniz bir şey ama yanılıyorsunuzdur. Yeni sandığınız bu tecrübenin daha önce de yaşandığını sadece bir kokuyla, sesle ya da hisle, herhangi bir belirgin şeyle hemen anlarsınız.”

Horace McCoy (1897–1955) Amerikalı romancı ve senarist. I. Dünya Savaşı sırasında Fransa’da bombardıman görevlisi ve hava fotoğrafçısı olarak hizmet verdi; öncesinde ve sonrasında gazetecilik ile aktörlük yaptı. Başyapıtı olarak kabul edilen ilk romanı Atları da Vururlar, büyük ölçüde Hollywood’da tutunmaya çalışırken edindiği acımasız gözlemlere dayanır. Senaryo alanında üretken bir kalem olan McCoy, yirmi yılı aşkın süre büyük stüdyolar için çalıştı. Eserleri özellikle Avrupa’da ilgiyle karşılansa da kendi ülkesinde hayattayken yeterince takdir göremedi. Günümüzde ise kara romanın en büyük yazarlarından biri kabul ediliyor.
“Şu üstün zekâlı bilimciler hayatı uzatmak için o kadar kafa patlatmak yerine yaşamı sona erdirmenin daha hoş bir yöntemini bulmaya niye çalışmazlar ki? Dünyada benim gibi, ölmek isteyen ama cesaret edemeyen, sürüsüne bereket insan vardır…” Hayatın ta kendisine dair öfke daha ne kadar iyi ifade edilebilirdi ki?
Atları Da Vururlar, dünyada yanlış giden her şeye dair sıkıştırılmış bir zaman kapsülü. McCoy’un hayatla alıp veremediği her ne varsa bugün hâlâ evrensel, hâlâ taze. Yayımlandıktan doksan sene sonra bile hem zamanın ruhuna bu kadar yakın durmak hem de Kör Nokta’da kalmak bu kitabın gizemi olsun. Hem, atları da vurmazlar mı zaten?
